gebelik sonlandırma işlemleri

Endometrial ablasyon rahmin içerisini kaplayan endometrium tabakasının alınmasıdır.

Fazla miktarda adet kanaması olan ve ilaç tedavisi yeterli olmayan hastalarda daha büyük ameliyatlar yerine endometrial ablasyon yapılması denenebilir. Özellikle çocuk istemi devam eden hastalarda rahmin alınması mümkün olmayacağından endometrial ablasyon uygun bir seçenek olabilir. Endometrial ablasyon sonrası hastalar ya hiç adet görmezler ya da çok az adet görürler. Aşırı adet kanamaları tedavisinde endometrial ablasyon her zaman başarılı olamaz ve ablasyondan sonra tekrar aşırı adet kanamaları başlayabilir, bu durumda genellikle histerektomi (rahmin alınması) ameliyatı yapılır.

Endometrial ablasyondan sonra hastanede uzun süre yatış gerekmez genellikle bir gün içinde taburculuk yapılır. Hasta 1-2 gün içerisinde normal günlük aktivitelerine dönebilir.

Endometrial ablasyon sonrası rahim içerisinde yapışıklıklar oluşabilir (Asherman sendromu). Bu yapışıklıklardan dolayı infertilite (kısırlık) problemi meydana gelebilir.

40 yaşından sonra gebe kalamamanın tek nedeni

Uterin perforasyon (rahmin delinmesi) bazı jinekolojik işlemler ve ameliyatlar sırasında gelişebilen bir komplikasyondur. Ayrıca çok nadiren piyometraya bağlı spontan uterin rüpür vakaları bildirilmiştir (kaynak 1, 2). Uterin rüptür (rahim yırtılması) konusu bu sayfada açıklanan konunun dışında farklı bir konudur ve ayrı bir başlık altında açıklanmıştır, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uterin perforasyon yani rahim duvarının delinmesi en sık küretaj, histeroskopi, spiral takılması, endometrial ablasyon, endometrial biyopsi gibi işlemler sırasında meydana gelir. Uterin perforasyon; kanama, mesane yaralanması, barsak yaralanması, büyük damar yaralanması gibi komplikasyonlara neden olabilir. Özellikle servikal dilatasyon ve keskin aletlerle intrauterin manipulasyon esnasında perforasyon meydana gelmektedir. İşlem sırasında aletin fazla ilerlemesi, kanama olması veya nadiren olağan dışı doku parçalarının gözlenmesiyle perforasyondan şüphelenilir.

Özellikle servikal darlığı olan (normal doğum yapmamış), aşırı antevert veya aşırı retrovert olan, postmenopzoal atrofik olan uteruslarda perforasyon riski daha sık olmaktadır. Bu nedenle servikal stenoza bağlı perforasyon riskini azaltmak için servikal dilastayon gerekecek veya histeroskopi yapılacak prosedürlerden bir gece önce vajinal misoprostol uygulanması önerilmektedir.

Uterin perforasyon gelişen hastanın ileri gebeliklerinde uterin rüptür gelişme riski çok düşüktür, bu nedenle bu hastalara rutin sezaryen önerilmez. Ancak rüptür açısından diğer risk faktörleri de varsa (daha önce myomektomi veya sezaryen geçirmiş olmak gibi) elektif sezaryen önerilmektedir. Uterin perforasyon sonrası gelişen gebelik sırasında rüptür oluşan vakalar çok nadiren literatürde bildirilmiştir (kaynak 1, 2). Diğer bir vaka bildiriminde daha önce geçirilen küretaj işlemine bağlı uterin perforasyon alanı sonraki gebelik esnasında fark edilmiştir ve 8 hafta gebelik sırasında yapılan laparotomi ile perforasyon alanı onarılmıştır, gebeliğin devamı sağlanmıştır (kaynak).

Kürtaj sırasında rahmin delinmesi (yırtılması):
Küretaj işlemi sırasında görülen komplikasyonlardan birisidir. Gebelik nedeniyle yapılan küretajlar veya gebe olmayan hastalarda diğer nedenlerle yapılan küretaj işlemleri sırasında meydana gelebilir. Perforasyon yani rahim duvarında yırtılma farkedildiğinde bazen sadece gözlem yeterli iken bazı durumlarda laparoskopi veya açık ameliyat yapılması gerekebilmektedir. Küretaj işlemi ile ilgili diğer risklere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Belirti olarak hastada kanama, ağrı olabileceği gibi hiçbir belirti de olmayabilir. Güvenli olmayan düşük (unsafe abortion) yani yetkili olmayan kişilerce uygunsuz koşullarda uygulanan küretaj ve gebelik sonlandırma işlemleri de barsak yaralanması gibi kötü sonuçlara neden olabilir (kaynak 1, 2).

Belirtiler:
Uterin perforasyon hiçbir belirti vermeyebilir, bu nedenle bazı durumlarda farkedilememektedir.. Perforasyon anında vajinal kanama, karın ağrısı, abdominal distansiyon, genel durum bozulması, hipotansiyon gibi belirtiler meydana gelebilir. Bu belirtiler perforasyondan günler sonra da başlayabilir.

40-45 yaş civarında menopoz

40 yaşından sonra menopoz dönemine kadar hangi yöntemlerle korunulabilir:
– Bu yaş grubundaki kadınlarda en çok önerilen ve en güvenli doğum kontrol yöntemleri spiral (ria) ve ameliyatla tüp bağlama yöntemleridir.
– Doğum kontrol hapları (OKS) özellikle sigara içenlerde 35 yaşından sonra çok önerilmez. Damar tıkanıklığı gibi ciddi problemlere sebep olabilir.
– Aylık ve 3 aylık hormon içeren iğneler çok tercih edilen yöntemler değildir. Çünkü sıklıkla adet düzensizliğine neden olurlar.
– Erkeğin prezervatif kullanması alternatiflerden birisidir ancak çok güvenilir bir yöntem değildir ve çoğu erkek tarafından sevilmeyen bir yöntemdir.
– Geri çekme (ilişki sırasında boşalacağını anlayan erkeğin dışarı boşalması) yöntemi hiçbir yaş grubunda önerilmeyen yüksek gebelik riski taşıyan bir yöntemdir.
– Takvim yöntemi yani yumurtlama olan günleri hesaplayarak diğer zamanlarda ilişkiye girme şeklinde uygulama hiç güvenilir değildir. Özellikle 40 yaşından sonra yumurtlama (ovulasyon) daha da düzensizleşeceğinden bu yöntem asla kullanılmamalıdır.
– Vazektomi yani erkeğin kanallarını bağlatması uygun alternatiflerden birisidir.

Yukarıdaki bilgilere rağmen her doğum kontrol yöntemi her çifte uymaz, bu nedenle korunmak isteyen çiftler mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Uygun olmayan ve bilinçsizce uygulanan korunma yöntemleri hem istenmeyen hamileliklerle sonuçlanabilir hem de sağlık açısından risklere sebep olabilir. Doğum kontrol yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Menopoza giren ve adetleri tamamen kesilen kadınların korunması gerekir mi?
– 50 yaşından önce menopoza giren kadınların hiç adet görmeden 2 yıl geçirmelerinden sonra korunma yöntemlerini bırakabilecekleri önerilir.
– 50 yaş ve üzerinde menopoza giren kadınların hiç adet görmeden 1 yıl geçirmelerinden sonra korunma yöntemlerini bırakabilecekleri önerilir.

Menopoz şikayetleri için kullanılan hormon ilaçları hamilelikten korur mu?
Menopozda ateş basması, terleme gibi şikayetler içim kullanılan hormon ilaçları şekil olarak doğum kontrol haplarına benzediği için koruma görevi de yapıyor sanılmaktadır bazen ancak bu doğru değildir. Menopozda kullanılan hormon ilaçları hamileliği engellemez bu nedenle mutlaka ek bir korunma yöntemi kullanılmalıdır. Doktorunuz size en uygun korunma yöntemini (spiral, tüp bağlama vb.) önerecektir.
Yapılan araştırmalarda menopozda kullanılan hormon ilaçlarının hatsaların yarısından fazlasında yumurtlamayı (ovulasyon) engellemediği görülmüştür.

40 ve 50 yaşlarında hamile kalma riski ne kadardır?
45-50 yaşa arasında korunmayan çiftlerin hamile kalma şansı %2-3 kadarken, 50 yaşından sonra bu şans %1 civarına iner.

Menopozda hamile kalınır mı? (Erken menopozda)
Menopoz teşhisi kadının 12 ay aralıksız adet görememesinden sonra konur. Eğer kadının yumurtalık fonksiyonlarının çok azaldığı hormon testleri ile gösterilmişse ve 12 ay boyunca adet görememişse bundan sonra hamilelik imkansız denilecek kadar zordur. Ancak henüz uzun süreli bir adet görememe olmamışsa ve kötü hormon değerleri (yüksek FSH hormonu) veya düzensiz adetler gibi belirtilerden dolayı menopozun yaklaştığı söylenmişse bu durumda düşük de olsa hamile kalma şansı vardır. Bu şansı belirleyen en önemli faktörlerden birisi kadının yumurtalık kapasitesi yani over rezervidir.

Hamile kalamıyorum, menopoza mı giriyorum?
40 yaşından sonra gebe kalamamanın tek nedeni menopoz değildir. Eğer kadında adet düzensizliği ve hormonlarda kötüleşme (FSH yüksekliği) varsa menopoz kısırlık sebebi olarak düşünülebilir. Ancak hormon değerleri normal olan bir kadında adetleri düzensiz olsa bile kısırlık sebebi olarak menopoz düşünülmez, başka nedenleri de araştırmak gerekir. Kadında veya erkekte kısırlığa yani hamile kalamamaya neden olan çeşitli nedenler olabilir, ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İleri yaşta ve menopozda hamilelik için tüp bebek yapılabilir mi?
Yaş ilerledikçe ve menopoz yaklaştıkça kadının yumurtalık kapasitesi ve yumurta kalitesi azalır. Bu nedenle hem kendiliğinden gebe kalma şansı, hem ilaç tedavileri ile gebe kalma şansı, hem de tüp bebek ile gebe kalma şansı giderek azalır. Kadının yaşı ilerledikçe kısırlık (infertilite) konusunda artan risk hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Yaşın ilerlemesiyle tüp bebek ile hamilelik elde etme şansı ne kadar azalmaktadır konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz